Ermenistan-Azerbaycan Barış Süreci 2026: Normalleşme Güney Kafkasya’yı Nasıl Etkileyebilir?

Avrupa Birliği arabuluculuğunda Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin 2022 görüşmesi

İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından hız kazanan Ermenistan-Azerbaycan barış süreci 2026 yılı itibarıyla yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Tarafların üzerinde uzlaştığı Barış ve Devletlerarası İlişkilerin Tesisi Anlaşması metni 8 Ağustos 2025’te Washington’da paraflanırken, 31 Ağustos 2026’da Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te gerçekleştirilen son liderler görüşmesi sürecin artık yalnızca siyasi müzakerelerden değil, somut ekonomik ve ulaşım projelerinden de oluştuğunu göstermiştir.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede kalıcı barışın güçlendirilmesi, devletlerarası ilişkilerin normalleşmesi, sınır delimitasyonu, ticaret ve bölgesel bağlantı projelerini ele aldı. Görüşme, Güney Kafkasya’da onlarca yıldır devam eden çatışma dinamiğinin yerini daha kurumsal bir normalleşme sürecine bırakıp bırakamayacağı açısından önem taşımaktadır.

31 Ağustos Bişkek Görüşmesinde Ne Konuşuldu?

31 Ağustos 2026 görüşmesinde taraflar, 8 Ağustos 2025 Washington Barış Zirvesi‘nin ve burada paraflanan barış anlaşmasının önemini yeniden vurguladı. Ancak görüşmenin dikkat çekici yönü, siyasi deklarasyonlardan ziyade barış sürecinin günlük ekonomik ilişkilere nasıl yansıyabileceğinin öne çıkmasıydı.

Liderlerin ortak açıklamasında Azerbaycan petrol ürünlerinin Ermenistan’a ihracatı, üçüncü ülkelerden gelen tahıl ve diğer malların Azerbaycan üzerinden Ermenistan’a transit taşınması ve iki ülke arasında ticari ilişkilerin gelişmesi, barışın somut getirileri arasında gösterildi. İş dünyası temsilcileri arasındaki temasların artırılması ve ekonomik, ticari ve enerji alanlarında karşılıklı iş birliğinin genişletilmesi de gündeme geldi.

Bu gelişmeler, Ermenistan-Azerbaycan barış sürecinin yalnızca sınır güvenliği veya diplomatik belgeler üzerinden ilerlemediğini; ekonomik karşılıklı bağımlılık oluşturmayı da hedefleyen bir normalleşme modeline doğru yöneldiğini göstermektedir. Bu ekonomik adımlar, Ermenistan-Azerbaycan barış süreci 2026 kapsamında normalleşmenin somut sonuçlar üretmeye başladığını göstermektedir.

Ermenistan-Azerbaycan barış süreci 2026

Ermenistan-Azerbaycan Barış Süreci 2026 ve Anlaşmanın Güncel Durumu

Tarafların üzerinde uzlaştığı barış anlaşması metni 2025 yılında paraflanmış olsa da anlaşmanın resmî imza ve yürürlüğe giriş süreci henüz tamamlanmış değildir. Metin, iki ülkenin birbirlerinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, uluslararası sınırlarının dokunulmazlığını ve siyasi bağımsızlığını tanımasını öngörmektedir. Taraflar ayrıca birbirlerine karşı mevcut veya gelecekte ortaya çıkabilecek herhangi bir toprak talebinde bulunmamayı taahhüt etmektedir.

Anlaşmanın bir diğer önemli maddesi, yürürlüğe girmesinin ardından Ermenistan ile Azerbaycan arasında diplomatik ilişkilerin tesis edilmesini öngörmektedir. Bunun yanında sınır delimitasyonu ve demarkasyonu çalışmalarının mevcut devlet komisyonları aracılığıyla devam etmesi planlanmaktadır.

Bununla birlikte resmî imzanın önündeki önemli siyasi meselelerden biri anayasa tartışmasıdır. Azerbaycan yönetimi, Ermenistan Anayasası’nın giriş bölümünde atıf yapılan 1990 Bağımsızlık Bildirgesi’nin Karabağ’a ilişkin ifadelerinin Azerbaycan’a yönelik toprak talebi şeklinde yorumlanabileceğini savunmakta ve bu durumun değiştirilmesini barış anlaşmasının imzalanması için gerekli görmektedir. Paşinyan yönetimi ise 2026 yılında hazırlanan yeni anayasa tartışmalarında, geçmişteki çatışma mantığının yeni anayasal düzene taşınmaması gerektiği yönünde açıklamalarda bulunmuştur.

Aliyev Pashinyan Washington Peace Summit 8 August 2025 Trump

Sınır Delimitasyonu ve TRIPP Ulaşım Hattı

Ermenistan-Azerbaycan barış süreci 2026 açısından sınır delimitasyonu ve bölgesel ulaşım bağlantıları, kalıcı normalleşmenin en önemli başlıkları arasında yer almaktadır.

Barış sürecinin temel hukuki zeminlerinden biri 1991 Almatı Bildirgesidir. Taraflar, Sovyetler Birliği’nin dağılması sırasında mevcut olan cumhuriyetler arası sınırların bağımsız devletlerin uluslararası sınırlarına dönüşmesi ilkesini sınır delimitasyonu çalışmalarının temel çerçevesi olarak kabul etmiştir.

2024 yılında belirli sınır kesimlerinde fiilî delimitasyon çalışmaları gerçekleştirilirken, devlet komisyonlarının faaliyetleri sonraki yıllarda da devam etti. Nisan 2026’da gerçekleştirilen 13. komisyon toplantısında delimitasyon haritalarının hazırlanması, uzman gruplarının çalışma yöntemleri ve belgelerin resmîleştirilmesine ilişkin teknik prosedürler ele alındı. 31 Ağustos Bişkek görüşmesinde de liderler bu komisyonların çalışmalarının sürdürülmesinin önemini yeniden vurguladı.

Ulaşım bağlantılarında ise güncel diplomatik çerçevenin merkezinde Trump Route for International Peace and Prosperity (TRIPP) bulunuyor. Proje, Azerbaycan’ın ana karası ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında Ermenistan toprakları üzerinden bağlantı kurulmasını hedeflerken, aynı zamanda Ermenistan’ın bölgesel ve uluslararası ulaşım ağlarına erişimini genişletmeyi amaçlıyor. Projenin Ermenistan topraklarındaki bölümünün Ermenistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve yetki alanı çerçevesinde uygulanması öngörülmektedir.

Bu nedenle süreci yalnızca geçmiş yıllarda kullanılan “Zengezur Koridoru” kavramıyla açıklamak, 2026’daki diplomatik çerçevenin tamamını yansıtmamaktadır. Güncel müzakereler ulaşım bağlantılarının karşılıklı ekonomik fayda ve devlet egemenliği ilkeleriyle birlikte ele alınmasına odaklanmaktadır.

Armenia Azerbaijan TRIPP route map Nakhchivan

Normalleşmenin Güney Kafkasya Jeopolitiğine Etkileri

Ermenistan-Azerbaycan barış süreci 2026, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, Güney Kafkasya’nın ekonomik ve jeopolitik yapısını da etkileyebilecek bir dönüşüm sürecidir.

  • Orta Koridorun Güçlenmesi: Ermenistan, Azerbaycan ve Nahçıvan arasındaki yeni ulaşım bağlantıları, Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’yı Kafkasya ve Avrupa’ya bağlayan mevcut güzergâhlara alternatif ve tamamlayıcı hatlar oluşturabilir. Bu durum bölgenin transit kapasitesini ve jeoekonomik önemini artırabilir.
  • Türkiye-Ermenistan Normalleşmesi: Ankara ile Erivan arasındaki normalleşme süreci de ilerlemektedir. Türkiye, Mayıs 2026’da iki ülke arasında doğrudan ticaretin başlamasına yönelik bürokratik hazırlıkların tamamlandığını açıklarken, ortak kara sınırının açılması için teknik çalışmaların sürdüğünü belirtmiştir. Ermenistan-Azerbaycan barış sürecindeki ilerleme, bu sürece de olumlu bir siyasi ortam sağlayabilir. Bu nedenle Ermenistan-Azerbaycan barış süreci 2026, Türkiye-Ermenistan normalleşmesinin geleceği açısından da doğrudan önem taşımaktadır.
  • Dış Aktörlerin Rolü: Güney Kafkasya’daki diplomatik yapı giderek çeşitlenmektedir. Türkiye’nin bölgesel güvenlik denklemindeki konumu ve transatlantik güvenlik yapılarıyla ilişkisi açısından NATO’nun uluslararası sistemdeki rolü de daha geniş güvenlik çerçevesini anlamak için önem taşımaktadır. Washington süreci ABD’nin rolünü güçlendirirken, Avrupa Birliği’nin Ermenistan’daki sivil gözlem misyonu EUMA 2027’ye kadar faaliyet göstermeye devam etmektedir. AB ayrıca 2026’da Ermenistan’ın hibrit tehditlere karşı dayanıklılığını desteklemek amacıyla ikinci bir sivil misyon başlatmıştır. Buna karşılık Erivan ve Bakü, 31 Ağustos görüşmesinde normalleşmenin doğrudan ikili temaslarla sürdürülmesi yönündeki iradelerini de teyit etmiştir.

Sonuç: Kalıcı Barış Mümkün mü?

Ermenistan-Azerbaycan barış süreci 2026 açısından, 31 Ağustos Bişkek görüşmesi yalnızca diplomatik temasların değil, ekonomik ve ulaşım odaklı normalleşmenin de öne çıktığını göstermektedir. Ticaret, transit taşımacılık, enerji ilişkileri, sınır delimitasyonu ve TRIPP gibi bağlantı projelerinin gündeme girmesi, normalleşmenin sahada ekonomik karşılık üretmeye başladığını ortaya koymaktadır.

Bununla birlikte barış anlaşmasının resmen imzalanması, anayasal tartışmaların çözülmesi, sınır delimitasyonunun tamamlanması ve ulaşım projelerinin iki ülkenin egemenlik haklarını gözeten uygulanabilir düzenlemelere dönüştürülmesi hâlâ önem taşımaktadır.

Bu adımların başarıyla tamamlanması halinde Güney Kafkasya, uzun yıllar çatışma ve kapalı sınırlarla anılan bir bölgeden; Türkiye, Kafkasya, Orta Asya ve Avrupa arasındaki ticaret ve ulaşım ağlarının daha fazla kesiştiği stratejik bir transit bölgesine dönüşebilir.