Karadeniz Güvenliği 2026: Türkiye, Montrö ve Bölgesel Deniz Güvenliği

Karadeniz, Avrupa ile Kafkasya arasında enerji, ticaret ve ulaştırma bağlantılarının kesiştiği stratejik bir deniz alanıdır. Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesiyle birlikte bölgedeki güvenlik gündemi yalnızca askerî hareketlilikle sınırlı kalmıyor; sürüklenen deniz mayınları, insansız sistemler, kritik sualtı altyapılarının korunması ve ticari seyrüsefer güvenliği de giderek daha fazla önem kazanıyor.
Bu nedenle Karadeniz güvenliği 2026 yılında birbirine bağlı birkaç farklı mekanizma üzerinden şekilleniyor. Türkiye açısından bu çerçevenin hukuki boyutunda Montrö Boğazlar Sözleşmesi bulunurken, denizdeki mayın tehdidine karşı Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından kurulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu (MCM Black Sea) sahadaki bölgesel işbirliğinin önemli örneklerinden birini oluşturuyor.
2026 içinde görev grubunun faaliyetlerinin sürmesi, görev alanının kritik sualtı altyapılarının korunmasını da kapsayacak şekilde genişletilmesi ve Eylül ayında Batı Karadeniz’de mayın harbi eğitimlerinin gerçekleştirilmesi, deniz güvenliğinin bölgesel gündemdeki yerini koruduğunu gösteriyor.
İçidekiler
Karadeniz Güvenliği 2026 Neden Önemli?
Karadeniz güvenliği 2026 gündeminde klasik askerî güvenliğin yanında seyrüsefer emniyeti, enerji altyapıları, deniz altı kabloları, ticari gemiler ve kıyı devletlerinin kritik altyapıları da bulunuyor.
Denizde sürüklenen mayınlar bu risklerden biri olmaya devam ediyor. Romanya Savunma Bakanlığının 24 Eylül 2026’da güncellediği verilerde, Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcından itibaren Karadeniz’de toplam 161 sürüklenen veya kıyıya vuran deniz mayınının etkisiz hale getirildiği belirtiliyor. Aynı verilerde bunların 11’inin Türkiye, 9’unun Romanya ve 6’sının Bulgaristan tarafından etkisiz hale getirildiği kaydediliyor.
Eylül ayında Romanya kıyıları açıklarında ticari gemiler tarafından bildirilen bazı sürüklenen nesnelerin insansız hava aracı parçaları olduğunun belirlenmesi de deniz güvenliği risklerinin yalnızca mayınlardan oluşmadığını gösteriyor. 3 ve 4 Eylül’deki müdahalelerde patlayıcı yük taşıyan drone parçalarının denizde etkisiz hale getirildiği Romanya Savunma Bakanlığı tarafından açıklandı.

Montrö Karadeniz Güvenliğini Nasıl Etkiliyor?
Türkiye açısından Karadeniz’deki deniz güvenliğinin temel hukuki unsurlarından biri Montrö Boğazlar Sözleşmesi olmaya devam ediyor.
Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından Türkiye, Sözleşmenin 19. maddesini uygulayarak Türk Boğazlarını savaşan tarafların savaş gemilerine kapattı. Bu uygulama Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının resmî faaliyet raporunda da kayıt altına alındı.
Montrö’nün maddeleri, savaş gemilerine uygulanan tonaj ve süre sınırlamaları ile Türkiye’nin savaş dönemlerindeki yetkilerinin ayrıntıları için önceki Montrö Boğazlar Sözleşmesi yazımızı inceleyebilirsiniz.
2026 aynı zamanda Sözleşmenin 90. yılı. Dışişleri Bakanlığı 20 Temmuz 2026 tarihli açıklamasında Türkiye’nin Montrö’yü uygulamaya devam edeceğini belirtirken Sözleşmeyi Karadeniz’de barış, güvenlik ve istikrar açısından önemli bir düzenleme olarak tanımladı. Bu ifade Türkiye’nin resmî değerlendirmesidir.
MCM Black Sea Nedir ve Ne Yapıyor?
Karadeniz güvenliği 2026 açısından sahadaki en dikkat çekici bölgesel mekanizmalardan biri Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz Görev Grubu (MCM Black Sea).
Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından kurulan yapı için mutabakat 11 Ocak 2024’te imzalandı ve ilk aktivasyon 1 Temmuz 2024’te gerçekleştirildi. Türkiye Millî Savunma Bakanlığı, MCM Black Sea’nin NATO kuvvet yapısının dışında kalan bölgesel bir girişim olduğunu özellikle belirtiyor. Dolayısıyla yapı üç NATO üyesi tarafından oluşturulmuş olsa da doğrudan bir NATO görev gücü olarak tanımlanmamalı.
Komuta altı aylık dönemlerle üç ülke arasında dönüşümlü yürütülüyor. Türkiye’nin 8 Ocak 2026’da devraldığı komuta, 10 Temmuz’da Bulgaristan’a devredildi ve mevcut Bulgaristan komuta döneminin 14 Ocak 2027’ye kadar sürmesi planlandı.

2026’da Mayın ve İnsansız Sistem Tehdidi
Görev grubunun faaliyetleri yıl boyunca devam etti. Mart-Nisan döneminde dokuzuncu, Haziran’da onuncu ve Temmuz’da on birinci aktivasyon faaliyetleri gerçekleştirildi. Türk, Rumen ve Bulgar deniz unsurları bu faaliyetlerde birlikte görev yaptı.
Mayın harbi konusunda eğitim faaliyetleri de sürüyor. Türkiye Millî Savunma Bakanlığına göre Triton-2026 Tatbikatı, 8–18 Eylül tarihlerinde Bulgaristan ev sahipliğinde Batı Karadeniz’de gerçekleştirildi ve Türk Deniz Kuvvetleri unsurları mayın harekâtına yönelik eğitimlere katıldı.
Bu gelişmeler, Karadeniz güvenliği 2026 kapsamında mayın tehdidine karşı teknik kapasite ve kıyıdaş ülkeler arasındaki birlikte çalışabilirliğin hâlen somut bir operasyonel alan olduğunu gösteriyor.

Kritik Sualtı Altyapıları Neden Gündemde?
Karadeniz güvenliği artık yalnızca gemilerin korunması ve mayın temizliği üzerinden ele alınmıyor.
8 Temmuz 2026’da Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasındaki MCM Black Sea mutabakatında yapılan değişiklikle görev grubunun görevlerinin kritik sualtı altyapılarının korunmasını da kapsayacak şekilde genişletildiği Romanya Savunma Bakanlığı tarafından açıklandı.
Deniz altı haberleşme kabloları, enerji altyapıları ve offshore tesisler modern ekonomiler açısından kritik sistemler arasında yer aldığı için bunların gözetimi ve korunması Karadeniz’deki daha geniş güvenlik tartışmasının bir parçası haline geliyor.
AB ve Bölgesel Deniz Güvenliği
Karadeniz’deki güvenlik tartışması yalnızca kıyıdaş devletlerin askerî işbirliğinden oluşmuyor.
Avrupa Birliği’nin 2025’te kabul ettiği Karadeniz stratejik yaklaşımı; deniz güvenliği, mayın temizliği, kritik deniz altyapılarının korunması ve gerçek zamanlı deniz durumsal farkındalığını öncelikler arasına aldı. Çerçevede ayrıca bir Black Sea Maritime Security Hub kurulması öneriliyor.
AB, söz konusu stratejinin uygulanmasına ilişkin ilk ortak raporunu da 6 Temmuz 2026’da yayımladı.
Bu girişim MCM Black Sea ile aynı yapı değildir. Biri Türkiye-Romanya-Bulgaristan arasında oluşturulmuş operasyonel bir mayın karşı tedbir mekanizmasıyken, AB yaklaşımı deniz güvenliği, altyapı, bilgi paylaşımı ve bölgesel dayanıklılığı kapsayan daha geniş bir politika çerçevesidir.

Türkiye’nin Karadeniz’deki Rolü
Türkiye’nin Karadeniz güvenliği 2026 içindeki faaliyetlerini üç temel alan üzerinden değerlendirmek mümkün: Montrö’nün uygulanması, MCM Black Sea içindeki operasyonel işbirliği ve millî deniz gözetleme/mayın karşı tedbir faaliyetleri.
Millî Savunma Bakanlığı bu yaklaşımı resmî açıklamalarında “bölgesel sahiplik” ilkesiyle tanımlıyor. Aynı açıklamalarda Montrö’nün uygulanması ve Türkiye-Romanya-Bulgaristan mayın karşı tedbir işbirliği Karadeniz güvenliğinin unsurları olarak birlikte ele alınıyor. Bu, Türk makamlarının kendi güvenlik politikalarına ilişkin resmî çerçevesidir.
Dolayısıyla Türkiye’nin konumu yalnızca Türk Boğazları üzerindeki hukuki yetkilerle sınırlı değil; kıyıdaş ülkelerle yürütülen somut deniz güvenliği faaliyetlerini de kapsıyor.
Sonuç: Bölgesel Güvenlikte Çok Katmanlı Bir Yapı
Karadeniz güvenliği 2026, tek bir askerî ittifak veya tek bir hukuki düzenleme üzerinden açıklanabilecek bir alan değil. Montrö Boğazlar Sözleşmesi savaş gemilerinin Türk Boğazları üzerinden Karadeniz’e erişiminde temel hukuki çerçeveyi oluştururken, MCM Black Sea kıyıdaş üç ülke arasında mayın tehdidi ve kritik sualtı altyapıları konusunda operasyonel işbirliği sağlıyor.
Bunun yanında AB’nin deniz güvenliği girişimleri, ulusal gözetleme sistemleri ve düzenli tatbikatlar da daha geniş güvenlik mimarisinin parçalarını oluşturuyor.
2026’nın ilk dokuz ayında yaşanan gelişmeler, mayınlar, insansız sistemler ve kritik altyapıların korunmasının önümüzdeki dönemde Karadeniz deniz güvenliği gündemindeki yerini koruyacağını gösteriyor. Ancak bölgedeki güvenlik koşulları hızlı değişebildiği için bu başlıkların gelişimi yeni resmî veriler ve kararlar doğrultusunda değerlendirilmelidir.



